AH GÖZEL İSTANBUL

Kurmaca Belgesel | 2020 | Türkiye, Almanya | 87’ | Alt Yazı: İngilizce

Yönetmen: Zeynep Dadak | Oyuncular: Aykut Sezgi Mengi, Umay Anadolu Kaboğlu, Hasan Arslangiray , Elif İlhan


Filmin Konusu

Filmin yapımına başlamadan üç buçuk yıl önce, yönetmen Zeynep Dadak, tarihçi Cemal Kafadar ve yapımcı Aslı Dadak, ellerinde Eremya Çelebi Kömürciyan’ın 17. yüzyıl İstanbul’unu anlattığı “17. Asırda İstanbul Tarihi” kitabı olduğu halde bir tekne turuna çıkarlar. Bir yandan kitabı okur, diğer yandan İstanbul’u sudan ve karadan gezerek bir ön keşif gezisi yaparlar. Hikâye böyle başlar.

Filmde, 17. yüzyıldan bir anlatıcının peşine takılıp, 21. yüzyılın İstanbul’unda geziyorsunuz. Roma, Bizans, Latin, Osmanlı ve Cumhuriyet İstanbul’una kâh sudan, kâh karadan bakıyorsunuz. Özellikle sudan bakılan kısımlarda inanılmaz görüntüler var. Görüntü yönetmeni Florent Herry çok iyi çalışmış, İstanbul’un hakkını vermiş.

Suriçi, Haliç, Pera, Adalar, Üsküdar’da gezerek âdeta bir kent belleği yaratılan belgeselde ne yas tutuluyor ne de geçmiş güzellemesi yapılıyor. Elbette pek çok dramatik nokta var, ama tarih boyunca İstanbul’a kim ihanet etmemiş ki?

Film, sadece İstanbul’a hiç gitmemiş olanları değil, İstanbul’u görmüş, hatta daha önce İstanbul’da yaşamış olanları bile bu kenti ilk kez görüyormuş gibi aşka düşürecek, heyecanlandıracak bir yapıya sahip. Jenerik akarken bir kez daha anlıyorsunuz ki İstanbul’a dair şaşkınlık, merak ve öğrenilecek şeyler asla bitmez.

Yönetmenin Film Hakkında Söyledikleri

“… İstanbul’u bilmeyen bir izleyici için gerçekten ne kadar yol haritası sunmalı bu film? … Bir turist rehberi gibi mi olmalı ya da İstanbul’da yaşayan insanlar için mi? … Neticede, Kömürciyan’ın rotası bugün bizim bildiğimiz İstanbul değil tam olarak. Biz suriçiyle öyle ilişki kurmuyoruz. … Suriçi ağırlıklı bir İstanbul’u anlatırken bu haritaya ihtiyaç duyacak mıyız? … Bunu çok tartıştık. … Hatta harita çizdirdik. … Kafasında tamamlayabilen tamamlasın, ama bizim filmimizin işlevi biraz da onun (İstanbul’un) içerisinde kaybolmak, … akan bir kamerayla on dakika başka şeyler düşünmek, sonra yine bir yerden anlatıyı toplamak, bir hikâyenin içerisinden girmek, o anlamda seyirciden de öyle bir katılım ‘sana şey (harita) veriyoruz, buradan takip et’ gibi değil de ‘ister buraya bak, biraz burayla ilgilen, burayı merak edersen azıcık daha dikkatli izle’ gibi, biraz daha seyirciyi düşünerek aslında, bu ‘haritalandırma’, ‘bugünün gerçeklerine dayandırma’ meselesinden vazgeçtik.”

 

Soru: Filmden sonra ilişkin değişti mi, İstanbul’la aran farklı mı artık?

“Eytan’la (filmin kurgucusu Eytan İpeker) ikimizin biraz İstanbul’a veda filmi gibi oldu. … İkimiz de hem İstanbul’da hem Berlin’de çalışıyoruz bir süredir… yeni filmlerimiz üzerine. … Ülkenin son beş yılındaki her türlü gelişme, … kültürel, siyasal ikliminde kırılma bizleri birebir etkiledi. … İstanbul’un içinden geçtiği yıkım diyeceğim, dönüşüm diyemeyeceğim kibarca, yıkım yani, zaten çok zorluyordu bir yandan. … Filmleri yapmaya çalışmak … maddi manevi hayatta kalmak için alternatifler yaratmak üzerine çok düşündüğüm bir dönemdi. Benim kendi adıma çok sağaltıcı bir deneyimdi. … Almanya’da çok iyi bir sesçiyle çalıştım. … O ana kadar hiç duygusal bir şey hissetmedim. Filmi yazdım, çektim, kurguladık… Ses miksajına geldik… Çok iyi hatırlıyorum, kameranın tam İstiklâl’e çıktığı an, birden gözümden yaşlar boşaldı. … Benim için katarsis ânı oydu. … Şehirle olan geçmişim, şehrin kendi kendine geçmişi, yaşadığı ilk yıkım bu değil, üst üste yeniden yeniden kendini var etmesi… … hem veda hem umut… Bu filmi, İstanbul’da insanların sokağa çıkamadığı bir dönemde göstermek de ekstra bir duygu katmanı.”

 

(İstanbul Modern Sanat Müzesi’nin, 20 Aralık 2020’de film ekibi ile yaptığı söyleşide yönetmen Zeynep Dadak’ın anlattıklarından alıntıdır.)

Yönetmen Hakkında

Zeynep Dadak, Marmara Üniversitesi Radyo, TV, Sinema Bölümünde lisans, Bilgi Üniversitesi Sinema, TV Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Doktora derecesini, New York Üniversitesinde Tisch School of Arts’tan aldı. İlk uzun metrajlı filmi olan, Merve Kayan’la birlikte çektikleri “Mavi Dalga”nın galası, 2013’te düzenlenen 64. Berlinale’de gerçekleşti. Kısa filmi “Bu Sahilde” (2010) birçok uluslararası festivalde gösterildi ve ödüllendirildi. Zeynep Dadak, dünya çapında birçok üniversitede ders veriyor.

Filmografi

  • Ah Gözel İstanbul (2020)
  • Şimdi Herkes (2014, Kısa Film)
  • Mavi Dalga (2013, Uzun Metraj)
  • Bu Sahilde (2010, Kısa Film)

Festival ve Ödüller

  • 2020 İstanbul Uluslararası Film Festivali Ulusal Belgesel Yarışması
    • Mansiyon
  • 2020 Antalya Altın Portakal Film Festivali
  • 2020 Prizren Uluslararası Belgesel ve Kısa Film Festivali

Neden Bu Filmi İzlemeliyim?

Yönetmen Zeynep Dadak’ın ifadesiyle, Kömürciyan’ın metni o kadar akışkan bir anlatıya sahiptir ki ister istemez insanın aklına yüzlerce su metaforunu getirir. İstanbul da bir su şehri olduğundan, Dadak, akmak, akışkan olmak, bir şeyin içinde seyretmek, bildiğimiz anlamda filmi seyretmek gibi kavramlar üzerine kafa yorarken, acaba kamera da hiç durmasa, hep aksa, yalnızca durup bir şeye baktığımız zaman başka bir stratejiye geçse nasıl bir anlatım ortaya çıkar diye düşünür. Neticede, içinde 16 mm. görüntülerin de olduğu, kurmacanın da olduğu, tarih ve belgesel konulu derslerde okutulabilecek kalitede bir iş çıkar ortaya.
Filmin kurmaca bölümlerinde, ortalıkta sarı yağmurluğuyla dolaşan kişiyi “bir iz gibi” kullandığını ifade ediyor yönetmen. Bu iz, bazen Kömürciyan’ın kendisi, bazen bir balıkçı, bir gezgin, meraklı birisi, bazen de sadece bir hayalet olabiliyor.
Bütün film boyunca ne geçmişle ne bugünle bağınız kopuyor. “Kömürciyan’ın rotasını kullanırken, onun kendinden önce ve sonrakilerle diyaloğu devam etsin istedim” diyen Zeynep Dadak amacına ulaşmış görünüyor.